31 Mart 2017 Cuma

Kabuslarına küsen küçük kız

Ve kabuslarına küsmüştü küçük kız. İnsanlar onun kabuslarına inanmıyor diye niye onu cezalandırıyordu kabusları. Bir şeyi var yapan varlığa olan inançtı ve kızın inanmaktan başka çaresi yoktu. Kabuslarına inanmazsa kendine nasıl inanacaktı ki? Sırtını dönüp uyuyabildiği kaç insan vardı? Onu kabuslara iten insanlığa nasıl olur da güvenebilirdi? Kalemini aldı ve satırlara baktı kız. Yazmak istiyordu ama anlaşılamayacak dizelerin okunsa bile unutulacağını biliyordu. Şiirlerine güvendiği kadar da yalnızlığına güveniyordu. Bir süre sonra kalemi bıraktı küçük kız. Yetişkin maskesini takmanın zamanı gelmişti. Kabuslarını aklına, şiirlerini diline ve yalnızlığını gözlerine tıkıştırdı. Kendince saklanıyodu işte. Maskesini taktıktan sonra satırlarda kaybolan kelimelere baktı ve maskesiyle bile kendine itiraf ettiği tek kelimeyi yazdı. Korkmaktan daha da çok korkar insan...

21 Kasım 2016 Pazartesi

GİBİ'LERDEN KURTULUP KENDİNİ BULMAK GİBİ...

Olmayan bir şarkıyı mırıldanmak gibi
Uçtuğunu düşünüp suya dalmak gibi
Okunmayacağını bilip şiir yazmak gibi
Gibi'lerden kurtulup kendini bulmak gibi

Gerçeklerden korkup bulutlara saklanmak gibi
Var olan tüm gücünle bağırarak susmak gibi
Kuralları unutup nefes almak gibi
Nefesini tutup kalbini dinlemek gibi

Her şeyi unutmak için hatırlamak gibi
Geçmişte özlenecek, unutmak istemek gibi
Özlüyor insan bir şeyleri, ağlarken gülmek gibi
Bazen de yalnız kalıp özlemeyi özlemek gibi

Özlüyorsun işte kendini hatırlamadan hiçbir şeyi...

7 Ekim 2016 Cuma

Gölgelere sığınıp karanlıktan kaçan kız...

Karanlıktan korkup gölgelere sığındı kız
Küçüktü ama büyümüştü artık kabusları
Bozuk para gibi değersizdi artık umutları
Korkmaktan daha da çok korktu kız

Ama alıştı güneşin dondurucu soğukluğuna
Alıştı sıradanlaşmış rutin kabuslarına
Kabuslarına göre gülümserdi bazen
Gölgelere sığınıp karanlıktan kaçan kız

Anlatıp paylaşmak istedi korkularını
Nereden bilecekti insanların korkaklığını
Vazgeçip tekrar gölgelere dönmek istedi
Kendi gölgesini yerinde bulamadı kız

Karanlıktan korkarken geceye sığındı kız
Gecenin isimsiz, adressiz gölgelerine karıştı
Sadece gece kabul etti, okşadı yağmurla saçlarını
Artık karanlığa tutsak bi gölge olmuştu kız...

27 Eylül 2016 Salı

kabuslar bitince yalnız kalmak istemez şair...

Kalemini eline alınca nefes alır şair
Nefesini tutup birktirir kelimeleri bir süre
Sonra kalemine üfler tüm nefesini
Sadece yazarken sırtını başkasına döner şair
Bazen anlasa da susar kelimeleri
Bekler ve anlaşılmasını ister gerçeğin
Kalemiyle çizer maskesini ve bekler geceyi
Sonra ay ışığında tuzlanıp sıvılaşır kelimeleri
O kelimeler gözlerinden yavaşça düşerken
Daha da değerlenir tutsak kelimeleri
Sonra anlaşılmak ister, anlayamazken kendini
Kelimeler isyan eder, acıtır sonra
Onlar da bıkar bitmeyen 'sonra'lardan
Sıkılıp aklını kuşatırlar şair uyuyunca
Kabuslarını hatırlar şair kurtulmaya çalıştıkça
Kabuslar kadar korku verir kelimeler
Yine de şair gitmelerini istemez bazen
Kabuslar bitince yalnız kalmak istemez şair
Kabusların acılarını da sever şair bazen
Yüklerini unutur, kelimeler gider korkunca
Şair dizlerinin üstüne çöküp yumruklar gerçeği
Acısın ister eli, acısın ister her nefesi
Huzurlu rüyalar şairden uzaklaşmaya başlayınca...


6 Ağustos 2016 Cumartesi

tek yıldızım olsun kendi karanlığımda

Bir yıldız kaysın düşlerimin yalnızlığına
Aydınlansın tüm gülüşlerim mutlulukla
Yeni bir ışık dokunmasın hayatıma 
Kendi gecemde tek yıldız parlasın inatla

Ama yıldızsız kalmasın hiçbir gece
Muhtac olmasın güneşe bağımlı ay'a
Parlasın yıldızlar, görünsün herkese
Yalancı ışıklar yıldızların görkemini kapatsa da

Kaybetmesin gökyüzü yıldızların ışığını
Dostluğun aslını yıldızlar bize anlatmıştı
O kadar ağırlaştı ki sırtlarındaki sır tabakası
Yıldızların ışığı yavaşça sönmeye başlamıştı

Yine de tek yıldızım olsun kendi karanlığımda
Bedenimi, aklımı ışığıyla sarsın her defasında 
Tek yükü hayallerim olsun, izlesin beni yukarıda
Kabullensin beni hayatın anlamsızlığına inadımla...



Gecenin karanlığı sarsın tüm hayallerimi...

Gecenin karanlığı sarsın bedenimi ben uyurken
Kimse görmesin kabuslarımın uykkusuzluğunu
Korkularım parçalara ayrılmış uyumamı beklerken
Saklanmışlar ve çözmeye çalışıyorlar suskunluğumu

Geceden bir parça gelsin ay kararınca yanıma 
Bir ışık getirsin, gözlerimi kapatsın karanlığa
Kelimeler yankılansın yazdığım her satırda
Bir şiir sunsun gecenin sessiz yalnızlığına

Gecenin karanlığı sarsın tüm hayallerimi
Sessizliğin sıcağında yanmış hayaller çaresizce
Gecenin serinliği sarsın tüm hayallerimi
Sessizlik de soğusun, sarılsın kendi hissizliğine...

kelimeler yollara emanet

Herşeye rağmen gitmek istiyorum ve şimdi de gidiyorum. 20 gün de olsa uzağım artık sorunlarıma. Herşey bir yana ama sırf otobüs camından yeni yerlet görmek için bile yolculuk yapasım geliyor bazen.  Sanki yollara söylediğim herşey o yollarla birlikte kayıp gidiyor, halbuki yollar da sözlerim de bıraktığım yerde beni bekliyorlar usanmadan. Belki bir gün geri dönerim diye...

26 Mayıs 2016 Perşembe

Gökyüzü ıslanmıştı kendi uykusuzluğundan...

Gökyüzü sırılsıklam bugün
Sıcaktan kurudu sandığım gözleri
Beni çağırıyordu "arkadaşı oldum" dedi
"Çaresizlik yorganıyla bekleyen uykusuzluğun"
Gökyüzü sırılsıklam olmuştu bugün
Griye boyanmıştı bir an güneşe inat
Sonra kendi gözyaşlarıyla arındı uykusuzluğundan
Bir burukluk kalmıştı, gülümsedi ona kainat
Gökyüzü ıslanmıştı kendi uykusuzluğundan
Kirpiklerine oturmuşlardı bulutlar
Özgürlüğün tadını çıkarıyorlardı bulutlardan
Yağmur damlalarından çalıyordu sonra insanlar
Gökyüzü ıslanmış uyurken örttüğü yorgandan
Yıldızları beklemiş kavuşamadığı geceye inat
Ama gelmedi yıldızlar, kurtulamadılar aydınlıktan
Gece yıldızları azad etti,
gecenin sonunu getirecek güneşe inat...

20 Mayıs 2016 Cuma

Her duamız kabul olacaksa kalmaz şımarık çocuklardan fakı

Hayallerimdekini değil hayallerimi sevmiştim oysa
Akar karşımda kulakları sağır edercesine sessizliğin suları
İnsanlar nasıl bu kadar kör, anlamıyorum hala
Nasıl bu kadar yanlış anlayabilirler apaçık doğruları
Bu kadar basit değil hayat, hayaller ise ilk katman
Hayallerini geçmezsen sonrakine nasıl ulaşıcan
Geliş amacın Allah'ı bulmaksa zaten bulucan
Keramet okuduğunda değil anladığın akılda
En büyük sihir senin aklın bir de bunu anlasana
Bu kadar basit değil hayat, başka bir amaç olmalı
Her duamız kabul olacaksa kalmaz şımarık çocuklardan fakı
Hayallrerdir gerçekte aklın sınırlarını zorlayan
Kör doğmadık ne yazık ki, hayallerimiz bile sıradan
Aşık Veysel'di gözleri, sazına dolanan  sözleri olan
Asıl gördüklerimizdir hayallerimize sınırlar koyan
Sınırlarını zorlamadan ulaşamazsın kendine anlıycağın
Aslında sihir sandıklarının hepsini sen saptın
Bağlama yaptığın her işin sounu başkasının duasına
Sihir olmaz anlamadığın birkaç cümle tekrarlamakla...
Bu sözleri de yanlış anlayıp beni isyanla suçlama
Asıl sihir senin aklın işte bunu anladığında
Tekrar oku bunu, belki o zaman bir tebessüm kalır dudaklarında

5 Mayıs 2016 Perşembe

Ben asla ağlamam ki, gözlerime çöl kaçtı

Ağlamam ben asla, gözlerime çöl kaçtı
Mecnun'um yok benim, Leyla'nın gölgesiyim
Büyük gemilerden uzakta, çürük tahtadan bir sal'ım
Ağlamam ki ben asla, gözlerime deniz kaçtı
Bir palyaço balığıyım, adından habersiz dolanan
Bir şairin gözyaşıyım, hissettirmeden varlığımı akan
Bir annenin feryadıyım, durdurması imkansız olan
Yine de ağlamadım ki, gözlerime çöl kaçtı
Su sızıyor aynada bana bakan gözlerden
Çenesimden yalnızlık akıyor boynuna doğru
Bunlar gerçek değil, aynaların doğrusu
Ben hiç ağlamam ki gözlerime gözlerime çöl kaçtı
İçime korku doluyor uzaklara dalıp düşündükçe
Böyle düşünerek korkumu biriktirip içime gömdüm
Gözlerimdeki yaş değil, korkularımı sızdırıyor gözlerim
Ben asla ağlamam ki gözlerime çöl kaçtı...

28 Nisan 2016 Perşembe

elimden geldiğince kelimelere saklıyorum yalnızlığımı, acizliğimi, kabuslarımı...

Yazmaya başlayıp tekrar silmek var ya... İşte en çok canımı sıkan da bu. Önceden belirlediğimiz, kafamızda onlarca kez tekrar ettiğimiz satırları yazmaya cesartet ettiğimiz an bütün kelimeleri unuturuz. Aslında cümlelerimizin saf suygulardan ibaret olduğunu anlarız. Sürekli yazar sonra tekrar sileriz inatla. Çünkü yazdığımız her kelime aslında düşüncelerimizi karşılayamazmış gibi gelir bize...
Az önce tekrar yazıp sildiğim yazıları gökyüzüme fırlattım. Anlatamadığım, söyleyemediğim her kelimenin yıldız olarak süslediği gökyüzü. Ben düşlerime yalnızlığımı fısıldarken kelimelerle değil, gülümsemelerimi harf yerine kullanıyordum. Gülümsemelerin başına getirdiğim burukluklar noktalama işaretlerimdi. Bazen de gözyaşlarım kelimelere dönüşebiliyordu aniden. Şimdi yazdığım her kelimeyi silmek istiyorum ve yeniden, yeniden yazmak. Parmaklarım klavyenin üzerinde gezinirken bir anda durakladım. Bilemiyorum ne yaptığımı. Sadece gözlerimi kapatıp elimden geldiğince kelimelere saklıyorum yalnızlığımı, acizliğimi, kabuslarımı...

21 Nisan 2016 Perşembe

Belki de sadece küçükken izlediğim çizgifilmlerin kırıntılarıdır geçmişi geleceğe kabus yapan



Yine gözlerimden uyku akarken uyumaya çalışıyorum. Ama gözlerimi her kapadığımda kirpiklerim diken oluveriyor. Ama o dikenler tenimi, gözlerimi değil zihnimi acıtıyor. Artık geceleri, eskiden özendiğim dizilerdeki gibi sıçrayarak uyanıyorum. Zinim her gece bana açlık oyunlarını oynatırken bi an pes ediyorum. İşte o an uyanıyrum ama bu tekrar uykuya dönüp yeniden kabuslar görmemi sağlıyor sadece. Zihnim bile bana düşman olmuşken etrafımdaki insanlara bakıyorum. Gerçekten gözlerimin ardındaki kabusları dindirmek için mi yoksa bana kabus olmak mı amaçları? Bilmiyorum... Ve sanırım bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğim. Çünkü eğer öğrenirsem hayat bana yeni yalancılar, yeni dikenler yollayacak. Belki de uykumu kaçıran da bir gün gerçekleri öğrenebilme ihtimalimdir... Belki de sadece küçükken izlediğim çizgifilmlerin kırıntılarıdır geçmişi geleceğe kabus yapan
.



19 Nisan 2016 Salı

Her seferinde farklı bir ben buldum mürekkep taşan boşluklarda



Oysa şiir gibiydi yalnızlık. Ben yazacağım kalemin mürekkebini hayallerimle doldururken, bulduğum her kelimede kendimi keşfediyorum. Yazmak iyi geliyor bana... Okuyanların benim kim olduğumu bilmeden belki de bu satırlarda kendilerinden bir parça bulacağını bilmek iyi hissettiriyor. Kaçmaya çalıştım kendimce gerçeklerden, ama arkamda izler de bıraktım bir çift gözün beni anlaması umuduyla. Ama hayat kitaplardaki gibi basit değil, o kadar hızlı geçmiyor zaman. Benim kitabım dört asır önce başladı... Kitabımı tamamlayamadım, çünkü her satırda boğazımdaki düğüm üç nokta olarak düştü satırlara. Ben o noktaların devamını diğer satırlarda gizledim. Okuduğum her seferde farklı bir ben buldum satırların arasındaki mürekkep taşan boşluklarda...

Ben su içmeyi bıraktım. Artık her ağzım yandığında bir yudum daha sıcak çay içiyorum



Bazen hiçbir neden yokken daralır kalbimiz.nefes almaya çalıştıkça daha da boğuluruz.Aldığımız her nefes yeni bir yüktür bizim için...Belki de kalbimiz bize yıllardır kendimize bile söyleyemediğimiz gerçekleri haykırıyordur o an...
Yazdığım her harf ağzım yandığında hemen içtiğim soğuk su gibi.suyu her içtiğimde ferahlıyorum, tamam geçti artık diyorum ama her seferinde suya daha fazla muhtaç oluyorum.Çünkü her seferinde dilim daha çok yanıyor. Ben su içmeyi 4 yıl önce bıraktım. Artık her ağzım yandığında bir yudum daha sıcak çay içiyorum. Ben artık alıştım canımın yanmasına. Sadece acımı taze tutmaya çalışıyorum. Eğer acımı unutursam o an tüm bedenimi bir umutsuzluk ve karanlık kaplayacak. İşte o an nefes alacam ama aldığım her nefes ciğerlerime değil zihnimin derinliklerine girip kaybolacak. Kardelik gibi bütün hyallerimi içine cekecek karanlık... Sonra ne mi olur? Bilmem. Bekli... Belki hiçbir şey olaz. O olmaz. Ben olmam. Belki de kedistanımda kaybolurum, anılarım bile beni bulamaz







Posted via Blogaway

29 Mart 2016 Salı

Ne hakları var beni suçlamaya
Çabalasalar, alışsalar artık anlamaya
Ya da teselli etmesinler basitmişngibi
Gücümü geri getirecekti oysa hayatın yenilgisi
Dolaşıyorum etrafta neşeli gibimsi
Yine kızıyorum herkese eskisi gibi 
Ama sakladıkça yenilgimi, hetiriyor karşıma nefreti
Gözlerimi kapatıcam ve yine herşey eskisi gibi
Yine de insan kovamıyor belkiyi keşkeyi
Bi an boş veriyorsun ya herşeyi
İşte o zaman gülüyorsun ve o zaman unutuyorsun
Ama onun da sonu var rüya gibi, hayal gibi
Hatırlatan her şeyi yıkıyorum, siliyorum
Ama sözde olduğu gibi silinmiyor bir türlü
Saklanmış aklımın en uç noktasına
Kalbimin ise tam ortasında, şurada
Her ne kadar kendimi anlatamasam da 
Yanımdakinin elinden gelmez susmaktan başka
Cünkü;
En büyük yardım susmaktır, bir insana...

16 Mart 2016 Çarşamba

Halbuki tarihimiz bize, barbarlığın tam da kentlerin bağrında bulunduğunu ve asla geçmişte varolanlara geri dönüş anlamına gelmediğini öğretti.

9 Mart 2016 Çarşamba



Çıkar olmuş hayatın temelleri

Endişeler aklın her alanını çevrelemiş
Sonsuz yaşayacaklarmış gibi
Bugünün sevinçleri yarınlara ertelenmiş
Kimini gözleri şişmanlamış aç gözlülükten
Kimi kulaklarını kapamış etrafındakilere
Satırlar dilim oldu, anlayan olur belki de
Kimi gözlerini kapamış, korkar olmuş gerçekten
Yalanları toplayıp set kuran etrafına
Söyle hadi kaç yalanın başa çıkar tek doğrumla
Her şeyi bilmek değil doğrusunu bilmek yeter
Ben sürekli yazarım, kurumasın alnımdaki ter
Yine etrafımda sıradan sesler, bağıracak
Hepsinde kucak kucak palavra
Kimi üstüme nefretini kusacak
Kimi de hayallerimi çalıp saklamaya,,,

2 Mart 2016 Çarşamba

İsteyince olmuyor kendiliğinden iki kelime
Pusuda hep kelimeler zehirliyor beyni yavaşça
Ölüme bir adım kala sırıtarak karşımda zaferle
Birkaç kırıntı umut ve bir damla yarın bırakır avuçlarıma

29 Şubat 2016 Pazartesi


Yalnızlığım karşımda, kaldırımda yalın ayak
Tam unuttum derken yine onu karşıma çıkardı sokak
Yürümeye çalışsa da hayat caddesinde zorlanarak
Anılar, hatıralar bırakmıyor çarpıp yaralayarak
Her an gelebilir yanıma gerçek inciterek
Ama gelecekse yanında bir ışık getirecek
Ateş böceğinin ışığı az, bana yetmeyecek
Yine de daha kolay karanlıkta gezinmek
Tam unutup daldığım zaman karışır hayal-gerçek
Kafamdaki bu kargaşa sonsuza dek sürecek
Her anımda gerçek suratıma gülecek ve...
Her zamankinden daha acıtacak ve kaçıp gidecek
Sanki mutluluk bana bol gelecek
Hep mutluluğumu bile bana dar edecek
Hayatımı kalbim mi aklım mı belirleyecek
Ne yazık ki ikisinin birleştiği gün gelmeyecek
Bu böyle devem edecek, gerçek devam edecek
Tek umudum hiç gelmeyecek bir gelecek
Satırlarım ki, sadece beni dinleyecek
Gün gelir de kelimeler yetmez diye büyüyecek
Hayatım anlam kazanamayacak, Ta ki gerçek...
Beni rahat bırakıp yalnızlığımı azat edene dek

23 Şubat 2016 Salı

Karanlık kaplı yollardayım tek başıma
Uyku puslu bir hava solumaktayım
Tüm acıları yeremesem de tek başıma
Kafamı boşalttım, hasret ve sabırdayım
Ne kadar büyük yeri olsa da hayatımda
Söküp atasam eninde sonunda
Ben onu kalbimden sökmeye çalıştıkça
Geldi yerleşti hayallerimin tam ortasına
Döndürüyor etrafında, oynuyor düşlerimle
Bazen beyin arıyor, neredeydi kısa devre
İşte o zaman karışıyor gerçek de hayal de
Hayatımı pek etkilemez kimi zaman hiçbir şey
Mutlu sonlu filmler ve sözde komedi diziler
Bunlarla geçiyor hayatım. Ha! Bir de
Bazen mutlu ve düşüncesizlikle dolu anılar
Madem düşünmeden yaşayınca hayat daha mutlu
O zaman örtmeliyim beynimi, ama yürek suçlu
Düşünmeyince uyuşsa da bütün gün beynim
Kalbim bile unutuyor arada, yeter ki gülsün gözlerim
Anılarını hatırlayıp da, yüzünü görememek var ya
Ne kadar zorlasam da sesi hâlâ kulaklarımı
Ne kadar kovsam da "Yüzümü hatırla" diyor bana
Hayatımı harcasam da hatırlamıyacam yüzünü asla
Olur da bir gün çıkarsa karşıma, tabi beni tanırsa
Yüzüne bakmadan yolumu değiştirip uzaklaşıcam
Eğer görürsem siyaha yakın renkteki o gözleri
Yine uzay boşluğunda kaybolup, saçmalıycam
Kader! Madem sakladın onu bunca benden gizli
O zaman hatırlatma bana, yine severim belki
Ömür boyu yazıp dursam da, hayatımı yaşasam da
Her başımı yastığa koyduğumda sesi kulaklarımda
Hayat! Madem onu unutturmuyorsun bana
Peki yüzü niye kapalı bir sandıkta, hatırlayamıyorum hâlâ
Ne kadar zamanım olsa da boşuna
Elimde kalem, hep meşgulüm hatıraları karalamakla
Keşke kendime yeni bir hayat bulsam da
Ve çekilsem köşeme, kafamda sen olsan da
Sesini silsem zihnimden, hayatım kaybolsa da...

10 Şubat 2016 Çarşamba



Özlem acı bir şey ama
Yine de bir amaç oluyor
Her ne kadar zor olsa da
Yaşamak için bir nedenin oluyor…
Duygusuz yaşamak çok zor aslında
Hayatın önüne betondan duvarlar
İnsanların önüne nefretten engeller
Ölüyor sonuçta içindeki sevgi
Gercçekler daha acı geliyor…
Bence duygusuz insanlar yoktur hayatta
Herkes saklanıyor kendini maskelerle
Hayata kapayıp gözlerini
Maskeleri takarak mutluluk oyunu
İyice ezberlenen güçlü rolü
Ne de güzel oynanıyor ama,
Hayat gerçek işte kaçamayız
Hatıralarımızı takrar düzenleyemeyiz
Aklımızdan geçenler var ya
İşte onlar biziz aslında
Çözemesek de hayatın oyunlarını hâla
Çabalamalıyız, vazgeçmeyip inatla
Her insanın gerçeği saklı ama
Arada bir görünmek lazım gerçeklerle bir arada
Saklamak istesek de bir ad aklımızda
Bir gün çıkar ortaya ummadığımız anda
Yanlış bir zamanda pişman olmaktansa
Rezilliği vezir yapmak kendi ellerimizde
Önemli olan herkesçe kabul görmek değil
Gerçeklerini kabullenecek birkaç kişi sadece
Sebepsiz alay etmek yerine
Gerçekleri çevirebilecek bir komedi sahnesine
Birkaç iyi dost yeter, benzetebilirsin de kardeşe
Hem o zaman özlem de kalmaz gerçek de
Acılar tatlı gelir birdenbire, gülümseyince
Duygusuz yaşamaya çalışmak yerine
Gülsen hayatı unutup gözlerinin içiyle
Kim bilir ne gelir yarınla birlikte…
Bir zerrecik umut da olsa, tutun ona
Hayata iki elinle sarıl, sakın bırakma
Hayatın ne kadar amaçsız olsa da
Sana amaç verecek bir kardeşin olsun
Kan bağın olmasa, aynı soyadı taşımasan da
Hayatını ellerine bırakıp gitsen de
Arkana bakmayacağın bir dostun olsun


Yaşıyorum hâla anlamsızlıklarla
Nedenini bimesem de hayallerim karşımda
Sanki bir şey anlatıyorlar bana
"Gerçeği anlat" diyor "baksana"
Cevap veriyoru geçip karşısına
"Anlaşılmaz olmasa da hayat insanlara
Neye yarar anlamak isteyen olmadıkça
Sınırlarımız zorlansa da çıkmazlara
Nasıl gidilir doğruya surlarımızı yıkmadıkça
İnsanlar yaşıyorlar ama
Ya bu hayattalar ya diğer tarafta
Nasıl desem bir çizgi üzerindeyiz, Arafta
Nasıl oluyorsa her kes atlıyor bir tarafa
Ne yazık ki dolanıyorlar yalnızca etrafta
İnsan bir aklının farkına varsa da
Çıksa şu sınır koyduğu aklın surlarına
Aşağıya bakınca hayatı görse mesela
Hatrı sayılır farklar işte o anda karşında
Aklını keşfetse ve tanısa, sınırlarını aşsa
Zihnimiz gün geçtikçe kararsa da
Bizim elimizde bilincin ışığı parladıkça
Neye yarar o karanlık, kime fayda
Herkesin bilinci yerinde oldukça
Kim karışabilir aklın aydınlığına
Aslında insan zihnini kullanmadıkça
Hayatını sınırlıyor sadece nefes almakla
Sıradanlaşıp aynı şeyi tekrarlıyoruz zamanla
Tek yolu yürüyoruz aynı insanlarla
Başka yollar deneyip çalışmamız gerekir aslında
Başkasının doğrusunu kabullenmek uğruna
Hayatımızı bırakıyoruz arkamızda"


Zaman ilaç değil aslında

Sadece direnç veriyor az da olsa
Ama bunun şebebi bile başka
Amaç ölmeden dayanmak acıya
Direnmek için bir avuç ateş aldım

Zaman adlı nehrin kenarındayım
İçtim Zaman'ın ateşini hâla yanmadım
Ne kadar saçma da olsa bir "belki" kazandım
Ne ölçüye ne saate isyanım
Hem ne fark eder yine tek başımayım
Kanla boyansın ateşle yıkansın tüm hayatım
Ne fark eder hâla buradayım
Sözlerim gibiyim anlaşılamıyorum hâla
Benim isyanım ne Dünya'ya ne Hakk'a
Cevaplasam da kendi sorularımı mantıkla
Yetmiyor bir yerde hayatın ardı bambaşka
Depresyon değil bu bir çeşit sığınma
Her gün yeni sorular kafamda, cevaplayamasam da
Kader geçmiş karşıma nasıl gülüyor baksana
Tek yönlü bir yol kaldı
Adı "cevaplanmış cevapsız sorular"
Bu sözlerden birçok anlam çıksa da
Aslında tek bir sonuç var, gülümseyerek karşımda
Cevap isteyen bitmez tükenmez bir ısrarla
Ölüm meleği… "Dur" diyor "bekle daha"
"Acele etme, sana da gelecek bir gün sıra"
Ölüm değil tek çare sakın yanlış anlama
Hâla bir umut var ama sabredeceksin Zaman'a
Kaçmak çözüm değil bulur o seni anında
Fakat şunu unutma; alışmalısın zamanla Zaman'a


Yalnızlıkla baş başa, yazıyorum bir şiir

Yenilgi bekliyor karşımda, sussam da geliyor
Korkularım yüzüme yerleşiyor ve bakıyorum
Kurtaracak bir el ararken kendi elimden oluyorum

Amaçsızca yazılmış iki satır karşımda
Beklentiyle bakıyorlar sonları yaklaşsa da
Karıştı tüm satırlar, renkler, hayal ve gerçekler
Bunca karmaşada aklın hâli derbeder
Kalabalığın ortasında yalnızken tek başıma
Birden iki satır uğruyor aklıma hızla

Kovmaya çalışsam da hışımla
Yazmadan bırakmazlar biliyorum, kurulurlar oraya
Çok üzüldüğüm bir an var, hâla aklımda
Üzecek beni yazsam da yazmasam da
Keşkeler hücum ederken aklıma yıldırımla
Sadece bir belki var köşede kenarda

28 Ocak 2016 Perşembe



Hayallerimin azizliğine uğradım yine

Her gün büyüyorum hayallerimle birlikte
Hayattan da ilerisi mümkünse seninle
Hayallerin gerçekliğinden kime ne
Ne kadar gerçek gibi görünse de
"Yanılsamayım" diyor bana sessizce
Ağrısız acısız bir hayat versen de
Sensizlik saf acının kaynağı, desene
İnsanlardan uzaklaştıkça gerçeklere
Nedenlerden uzaklaştıkça sonuçlara
Hepsinden ötesi, Senden uzaklaştıkça ...
Hayata yaklaşıyorum her zaman hayalinle
Hem artık sen değilsin, hayalindir kalbimde
Hatıralarından son kırıntılar kaldı
Onlar da saklılar hayallimde...

21 Aralık 2015 Pazartesi

asıl acı olan sey de insan haklarıyla ilgili ödev hazırladığımda birden fazla olumlu örnek bulamamam

20 Aralık 2015 Pazar

Cahillik kişiden kişiye değişir ama birine cahil deme cahilliğinde bulunan kişiler cahilliğin bizzat tanımı olur.

14 Aralık 2015 Pazartesi





sinirden deliye döndüğüm an

kapan gözlerim sımsıkı kapan
kopar tüm bağlarımı hayattan
ya da çıkar tüm hırsımı hayallerinden
he yer darma duman
etrafına toplama sakın kimseyi
dostlar olmasın yanımda her zaman

konuşmak istesen de kırmadan
dört dörtlük olamıyor işte insan
gözlerim... hayallerimi gerçek sanan
ama onları bana göstermekten sakınan

öyle bir kapan ki
etrafımda dursun bir anda zaman
korkma sakın yalnızlıktan
kapan gözlerim smsıkı kapan
karanlıktır tek kaldığın zaman
hayallerindeki dünyayı gerçek gibi yaşatan
eğer korkmuyorsan yalnızlıktan
kapan gözleim sımsıkı kapan
öyle bir kapan ki
tek bir an kalmasın hayattan...
geç kalınan her özür, köşede unutulup  saatler sonra farkına vardığımız bir bardak çay gibidir.
hala sıcak olması umuduyla içtiğimiz ama aslında nefesimizi donduracak kadar soğuk.

24 Ekim 2015 Cumartesi

hani bazen tartışırken saydırırsınız birbirinize. ama o kadar kötü lafa aldırmazsınız da tek kelime sıkar canınızı. bazen bu "sus" veya"defol" gibi bişeydir. o zaman işte dank ediyor kafasına insanın bulunduğu an. aşırıya gittiğini bi tek o zaman anlıyorsun işte.
size saydırıp sövdükten sonra "kusura bakma kalbini kırmak istemiyorum." diye çemkirenler var ya. işte onlara asla aldırmayın çünkü hayat amipçe  öğrenmeyecek kadar kısa.

21 Ekim 2015 Çarşamba


HERKES KİTAP OKUYABİLİR FAKAT HERKES KENDİNİ OKUDUĞU KİTABIN İÇİNDE BULAMAZ. KİTAR OKUMAK BİR HOBİ DEĞİL BAŞKA ZİHİNLERİN İÇİNE YAPILAN HUZUR VE HEYECAN VERİCİ BİR YOLCULUKTUR. KİTAPTAKİ KARAKTERLERİ SEWMEK , ONLARA GÜVENMEK DÜNYANIN EL DEĞMEMİŞ DUYGUSUDUR...

18 Ekim 2015 Pazar

hayatta hiçbir zaman sabit fikirlilerle tartışmayın... onları kendi doğruları dışında hiçbir şey kabul etmeyen zihinleriyle baş başa bırakın... çünkü bir insanın kalbi sadece önemsediği sabit fikirliler tarafından kırılabilir...
hayatımızda sorumsuzluğun dibini sıyırdığı halde size sorumluluğu öğretmeye çalışan insanlar varsa, asla aldırmayın ve dinliyormuş gibi yapın.

14 Ekim 2015 Çarşamba

Bazen sessizlik öyle sağır edicidir ki... Cinnet geçiresin ,kafanı duvarlara vurasın gelir. Çünkü sessizlik kendine hesap verdiğin ve asla kaçamayacağın gerçeklerin beynine hücum edip yüzüne acımasızca çarpıldığı andır. Kendinle sessiz ve gizlice savaşmak... Uyumak ve kurtulmak... bir insanın en iyi kaçışıdır.

9 Ekim 2015 Cuma

      
HAYATTA SAHİP OLUNACAK EN GÜZEL DUYGU 
KARDEŞİNLE PAYLAŞABİLECEİNDİR...

"500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı. Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu. 5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı. Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu. Konuşmacı dedi ki:
- "Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur...mutluluğun peşinden gitmek."
Tiffany Moore

2 Ekim 2015 Cuma

Biz hiçbir zaman yarını beklemekten vazgeçmeyiz. Peki insanları buna inandıran ne? Hiçbir zaman gelmeyecek ve adı ''yarın'' olan şey mi? Ya da daha fazlasını isteyen aç gözlerimiz mi? Bazen düşüncelere dalarız ya... Hani hep hayal kurarız. Her ne kadar gerçekleşmeyeceğini bilsek de hep yarın'ı düşünürüz.Oysa biz hep bugün'deyiz.Ömrümüzün sonuna kadar ''bugün''de kalacaz. Biz bugün'lrimizi dün'ler için pişman olup yarın için düşler kurarak geçiririz. Yani yarın'lar için bugün'lerimizi feda ederiz. Aslında bugün'dür yaşamamız ve umut edip hayallerimizi gerçekleştirmemiz gereken zaman. Her şey herkes yeniyken yaşayıp tanını çıkarmalıyız bugün'ün. Güneş yeniyken kabullenmeliyiz bugün'ü . Kabullenmeliyiz ki hayat da bizi kabullensin.